Şanlıurfa düğünlerinde sadece "kör" erkeklerin girebildiği eğlence!

1923’te Şanlıurfa’dan Amerika’ya göç eden Bedros Der-Bedrosyan’ın hatıratı, kentin çok kültürlü düğün geleneklerine ışık tuttu.

Şanlıurfa düğünlerinde sadece "kör" erkeklerin girebildiği eğlence!

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Şanlıurfa tarihi araştırmacısı Selaattin Güler, 1923 yılında Urfa’dan Amerika’ya göç eden Bedros Der-Bedrosyan’ın kaleme aldığı hatıratta yer alan çarpıcı düğün detaylarını gün yüzüne çıkardı. Bedrossian’ın 2005 yılında New York’ta yayımlanan “Ourfatzi, Autobiography and Recollections” adlı kitabında, kentin çok kültürlü sosyal yaşamına ve unutulmaya yüz tutmuş düğün geleneklerine dair önemli tanıklıklar yer alıyor.

Bedrosyan’ın çocukluk yıllarına dayanan anılarında, o dönemin Urfa’sında uygulanan sembolik ritüeller ve eğlence kültürü dikkat çekiyor.

1923 yılında Urfa’dan Amerika’ya göç eden Bedros Der-Bedrosyan yayınladığı hatıratında şahit olduğu düğünü şöyle anlatıyor:

“Burada, kardeşim Nişan ve kız kardeşim Vartuhi'nin düğünlerinden sadece birer olayı anlatacağım.

O zamanlar daha küçük bir çocuktum. Nişan'ın yeni gelini evimize getirildiğinde, amcam Nerses onu havaya kaldırdı. Sonra ona olgun bir nar verdiler ve o da narı duvara şiddetle vurdu. Nar kırıldı ve çekirdekleri yere saçıldı. Bu, gelinin çok çocuk sahibi olacağının bir işaretiydi. Düğünleriyle ilgili hatırladığım tek şey bu.

Vartuhi'ye gelince, düğünden bir-iki gün önce damadın ailesinin akrabaları ve arkadaşlarından oluşan çok sayıda kadın ve kız, evimizin geniş kiremitli çatısında toplandı. Hepsi renkli ipek ve kadife elbiseler giymişti ve altın takılar takmıştı. Ünlü bir Süryani müzik grubu Türk dans müziği çalıp söylüyordu. Babamın en büyük ablası yaşlı Zümrüt, elinde iki çubuk tutarak müziğin ritmine uyarak iki küçük davulu çalıyordu. Yaşlı ve kör Cırco keman çalıyordu, üçüncü bir kör adam ise tef çalıyordu. Kadınların ve kızların utanmadan dans edip şarkı söyleyebilmeleri için sadece kör erkek müzisyenlerin katılmasına izin veriliyordu. Genç kadınlar ve kızlar bir daire oluşturup birlikte dans ettiler. Diğer kadınlar parmaklarını ağızlarına sokarak yüksek sesle ve coşkuyla zılgıt çaldılar. Grubu cesaretlendirmek için birçok kişi grubun önüne konulan bir tabağa bozuk para attı. Bunun amacı, kör adamların paraların tabağa düşme sesini duyabilmeleriydi.

Konuklar çeşitli tatlılar, semseg, kuruyemişler, fıstık vb. getirmişler ve bunları birbirlerine ikram etmişlerdi. Birbirlerinin oğullarının ve kızlarının da evlenmesini diliyorlardı.

Annem misafirlere elma, portakal, kuru meyve ve kahve ikram etti. Herkes iyi vakit geçirdi ve akşam saatlerinde ayrıldı. Damadın ailesi bir kaşık ve fincan çaldı. Bu, gelinin artık anne babasının evinde yemek yemeyeceği ve içmeyeceği anlamına gelen bir gelenekti. Artık geri dönüş yoktu.”

Kaynak: Janjigian, Vahan (ed.), Bedros Bedrossian, Ourfatzi, Autobiography and Recollections, New York 2005, s. 21

Şanlıurfa düğünlerinde sadece "kör" erkeklerin girebildiği eğlence!

İptal

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

0 Yorum

Daha fazla gösterilecek yazı bulunamadı!

Tekrar deneyiniz.